2 Haziran 2010 Çarşamba

Gecikmeli Ödül Haberi

Sevgili blog arkadaşım Lavanta Bahçesi'nin bana layık gördüğü Sweet Blog ödülümü çok teşekkür ederek ve özür dileyerek oldukça gecikmeli olarak yayınlıyorum. Bir süredir çok yoğun ve karışık günler geçiriyorum. Geçen ayın sonuna doğru İstanbul'da bir türlü bitemeyen bazı işlerden dolayı zaten bir ay kadar gecikmeli olarak Bodrum'a geldik. Çok işimiz var güzelce plan yapalım ve yaz gelmeden hepsini bitirelim derken, geldikten bir kaç gün sonra eşim rahatsızlandı. İlk önce soğuk algınlığı ve faranjit tedavisi görürken bir türlü iyileşemeyip daha da kötüleşince bir gece kendimizi acilde bulduk. İlk önce domuz gribinden şüphelenip testler yapıldı ve müşahade altına alındı. Çünkü ateş, halsizlik ve çok yoğun öksürük vardı. Serumlar bağlandı, çeşitli ilaçlar verildi ve buhar makinasına bağlandı. Bu arada akciğer filmi de çekildi, kan testleri yapıldı ve sonunda mikrobik zatüre olduğu anlaşıldı. İki gün hastanede müdahale edildikten sonra 3 hafta evde ilaç tedavisi ve yatak istirahati verildi. Çok yorucu, stresli ve zor günler geçirdim ama çok şükür şu anda çok daha iyi. Tabii bu hastalık sürecinden sonra da onu çok yormadan ve dışardan da biraz yardım alarak geciken işleri yapmaya çalıştık. Sonu olarak yorucu günler geçirdim ve blogla daç ok fazla ilgilenemdim. Bu hafta sonu da daha önceden de planladığımız üzere İstanbul'a gideceğiz yine 10 gün kadar, bazı işlerimizi halletmeye ve doktor kontrollerimiz için. İşte böyle arkadaşlar çiçeklerimi ve sebze fidelerimi diktim, bahçeye mümkün olduğu kadar çeki düzen verdim, dönüşte tadını çıkaracağım inşallah. Sevgiler :)

14 Nisan 2010 Çarşamba

Çekirdekler Toprağa

Yeryüzünün aldığı yağmur oranı 10 yıllık aralıklarda artar. bu sene (2010) dünyanın periyodik olarak en çok yağmur alan yıllarından biri olacak, bu nedenle yediğiniz kayısı, şeftali, kiraz, vişne, karpuz, kavun, erik vb. meyvelerin çekirdeklerini lütfen çöpe atmayın, hele çöp poşetlerine ASLA hapsetmeyin. Mümkünse herhangi bir yerde toprağın 10 cm altına gömün. Üzerine de bir bardak su dökün.

Gömme imkanınız yoksa bi poşette bu çekirdekleri biriktirip yanınıza alın ( yada arabanıza koyun) arsa, tarla, toprak yol kenarı, yamaç gibi toprağı gördüğünüz alanlara bu çekirdeklerinizi savurun, korkmayın bu çevre kirliliği değildir aksine çevre için yeni hayattır. Doğa hemen o yeni çekirdekleri kucaklar ve besler…

Yapacağınız en kötü hareket çekirdekleri poşetlere hapsetmektir ! Bun
u yapmayın ve yaptırmayın.

Yapılan çalışmalarda doğaya başıboş atılan yada dikilen bu çekirdeklerin en az yarısının yeşerip ağaç veya bitki olduğu kanıtlanmış.
En büyük israflardan birisi meyve çekirdeklerinin çöpe atılması, ülkemiz adına küçümsenemeyecek büyük bir servet...
Daha yeşil bir ülke için, daha temiz hava için, toprak kaymasını önlemek ve yeni nesillerimize yeşil bir dünya bırakmak için hep birlikte elimizden geldiğince meyve çekirdeği gömelim, savuralım, fırlatalım…

Bu uygulama TEMA tarafından başlatıldı ve bilinçli toplum olarak bizlerin desteklerini bekliyor, Doğaya yardım etmek, gelecekte etrafımızı saracak beton ve gökdelenlerden alamayacağımız oksijeni karşılamak için bile bu çekirdeklerden çıkacak ağaçlara ihtiyacımız olacaktır.

Poşete koymadığınız her çekirdek için şim
d
iden teşekkürler!

4 Nisan 2010 Pazar

Film Önerileri

BAŞKA DİLDE AŞK

Pek fazla bilinmeyen ama benim çok merak edip, seyretmek istediğim bir filmdi. Dün akşam seyrettik ve gerçekten çok beğendim. Konu, oyunculuklar çok doğal ve gerçekçiydi. Özellikle Mert Fırat'ın oyunculuğuna bayıldım. Mutlaka seyretmenizi öneririm. Arada kaynayıp giden ve gerçek değerini görmeyen bir film olduğunu düşünüyorum. İyi seyirler :)


Tür : Romantik / Dram
Gösterim Tarihi : 18 Aralık 2009
Yönetmen : İlksen Başarır
Senaryo : İlksen Başarır , Mert Fırat
Görüntü Yönetmeni : Hayk Kirakosyan, R. G. C
Müzik : Uğur Akyürek
Yapım : 2009, Türkiye , 98 dk.

Oyuncular: Saadet Işıl Aksoy , Mert Fırat , Emre Karayel , Lale Mansur , Timur Acar , Ayten Uncuoğlu , Metin Çoşkun , Şebnem Köstem , Tuğrul Tülek , Tuna Kırlı
Onur’un hayatı kürek takımından arkadaşı Vedat’ın doğumgünü partisinde Zeynep’le tanışmasıyla değişir. Kalabalık ve gürültülü bir barda hiç konuşmadan geçen gecenin sonunda Zeynep, Onur’un işitme engelli olduğunu öğrenir. Ama bu durum Zeynep’i Onur’dan uzaklaştırmaz. İşiyle, ailesiyle sorunlar yaşayan Zeynep, yaşadığı çevreyi sorgularken birazda bilmediği bir dünyanın meraklıyla unuttuğu ceketini bahane ederek Onur’u görmeye gider.

Babasının annesini aldattığını öğrendikten sonra bu durumu kabullenemeyip evden ayrılan Zeynep, bir çok iş değiştirdikten sonra çağrı merkezinde çalışmaya başlar ama ağır çalışma şartlarından ve karşılığında kazandığı paradan çok mutsuzdur. Bütün gün telefonda tanımadığı insanlarla konuşmak zorunda kalan Zeynep konuşmadan anlaşabildiği Onur’ la huzur bulacağına inanır.

Bu ilişki kendilerini ve hayatı sorgulayan Zeynep ve Onur için bir sınav olacaktır.